You are using an outdated browser. For a faster, safer browsing experience, upgrade for free today.

İŞYERİNDE ÇALIŞAN İŞÇİ SAYISINA GÖRE İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

  • 4 Temmuz 2022
İŞYERİNDE ÇALIŞAN İŞÇİ SAYISINA GÖRE İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

İŞYERİNDE ÇALIŞAN İŞÇİ SAYISINA GÖRE İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

 

İşbu hukuki bilgilendirme yazımızda işyerinde çalışan işçi sayısına bağlı olarak ortaya çıkan işveren yükümlülüklerinin SGK Mevzuatı, İş Mevzuatı ve İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı açısından değerlendirmemiz yer almaktadır.

4857 Sayılı İş Kanunu ile belirlenen birtakım işveren yükümlülükleri, işyerinde çalıştırılan toplam işçi sayısına göre doğmakla birlikte, “işyeri” kavramı ve kapsamının farklı şekilde algılanması nedeniyle, işyeri toplam işçi sayısının tespitinde ve işçi sayısına bağlı işveren yükümlülüklerinin belirlenmesi hususunda, öncelikle “asıl işyeri”nin bölümlerini oluşturan, alt işverenin işyerlerinde çalışan işçi sayısı ile işletmeyi oluşturan birimlerde çalıştırılan işçi sayılarının dikkate alınıp alınmayacağına ilişkin değerlendirilme yapılması gerekmektedir.

Bu bakımdan “işyeri, alt işverenlik işyerleri ve işletmeyi oluşturan işyerleri” kavramlarını açıklamamızda fayda bulunmaktadır.

  1. İŞYERİ

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2. Maddesinde belirtlildiği üzere " İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.” denilmektedir.

Bununla birlikte, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 11 “İşyeri, sigortalı sayılanların maddî olan ve olmayan unsurlar ile birlikte işlerini yaptıkları yerlerdir.”ile benzer tanımlamaya yer verilmiştir.

  1. ALT İŞVERENLİK İŞYERLERİ

Asıl işverenler; yönetim kolaylığı sağlamak, Toplu İş Sözleşmesi ile sendikal yükümlülüklerden kurtulmak, işletmenin veya işin niteliği gereği teknolojik nedenlerle uzmanllık gerektiren alanlarda hizmet almak gibi nedenlerle asıl işin bir bölümünü veya asıl işe yardımcı birtakım hizmetleri, istihdam ettiği alt işverene vermekte ve bu işler alt işveren tarafından yerine getirilmektedir.

Alt işverenlere verilen esas işin bir bölümü, bütünün parçası olması nedeniyle, 5510 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki: "Alt işveren, asıl işverenin işyerinde çalıştırdığı sigortalıları, işverenle aralarında yaptıkları sözleşmenin ibrazı kaydıyla, kurumdan alacağı özel bir numara ile asıl işverenin kayıtlı olduğu dosyadan bildirir." hükmü ile Sosyal Sigortaİşlemleri Yönetmeliği'nin31. maddesinde yer alan, "Alt işveren, mevzuattan doğan yükümlülüklerini asıl işverene ait işyeri sicil numarasına ilave olarak verilecek üç haneli alt işveren numarası ile asıl işverenin işyeri dosyası üzerinden yerine getirir. Alt işveren adına işyeri dosyası açılmaz."  hükmü gereğince ve alt işverenin işçi çalıştırdığı işyerinin bağımsız bir işyeri niteliğinde olmaması nedeniyle, alt işverenlik işyeri için ayrı bir dosya açılmamakta, asıl işverene ait dosya numarasına bağlı bir alt numara verilerek tescil ve takip işlemleri yapılmaktadır.

  1. İŞLETMEYİ OLUŞTURAN İŞYERLERİ

4857 Sayılı İŞ Kanunu ve 5510 Sayılı Sosyal Sigoratalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda “işletme” tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, sadece 6356 sayılı SETİSK ile “işletme toplu iş sözleşmesi”kavramı açıklanmıştır.

Bu bakımdan, mal ve hizmet üretilen ve işçi çalıştırılan her işyerine işletme denmekle birlikte; “işletme” kavramını genel olarak, "aynı coğrafi alanda ve aynı işverene bağlı, aralarında amaç ve yönetim birliği olan, biri diğerinin tamamlayıcısı niteliğinde olan işyerlerinin oluşturduğu üretim topluluğu" şeklinde tanımlamak yerinde olacaktır.

İşverenler;  iş kazası ve meslek hastalığı sigorta primlerinin daha az ödenmesi ve yönetim kolaylığı bakımından işletmeyi oluşturan işyerlerini SGK İl Müdürlüklerinde tek bir işyeri olarak tescil ettirmek yerine, işletmeyi oluşturan her bir işyerini 5510 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre ayrı, ayrı tescil ettirerek, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 27. maddesinin 6. bendindeki "Esas işin ayrıntısı veya tamamlayıcısı niteliğinde olan ve sigortalıları birbirine karışmayan işlerin ayrı ve bağımsız olarak yürütüldüğü yerler de bağımsız işyeri sayılır." düzenlemesinden ve Bakanlar Kurulu'nca çıkarılan İş Kazası ve Prim Tarifeleri Cetvelinin 6. maddesindeki, "Bir işyerinde yürütülen ve esas işin fer'i ve mütemmimi mahiyetinde olan bütün işlerin sigorta primleri, esas işin tabi tutulduğu prim haddine göre hesaplanır. Ancak, esas işin fer'i ve mütemmimi sayılan işler, sigortalıları birbirine karışmayacak şekilde, ayrı ve bağımsız olarak yürütüldüğü ve Kurumda ayrı bir işyeri olarak tescil edilmiş olduğu takdirde her biri kendi tehlike sınıfının prim haddine tabi olur" hükmünden yararlanarak, işverenlerin herişyeri için iş kazası ve meslek hastalığı riskine göre değişik oranda sigorta primi ödemeleri mümkün olmaktadır.

 

4- İŞÇİ SAYISINA BAĞLI YÜKÜMLÜLÜKLERDE DİKKATE ALINACAK İŞÇİLER

4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinde, "İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar." düzenlemesine yer verilmiştir.

Düzenlemede, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması yönünde herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın işverenler sorumlu tutulmuş olup bu sorumluluk; 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 6. fıkrasındaki, "Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, toplu iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.düzenlenmesi ile daha da açık hale getirilmiştir.

Aynı mahalde kurulu işletmeyi oluşturan işyerleri ile alt işveren işyerlerinin, asıl işyeri ile iktisadi anlamda bir bütünlük oluşturması nedeniyle 4857 sayılı Kanun'un 78. maddesine göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü'nden alınan işletme belgesi tüm işyerlerini; bir başka deyişle alt işveren ve işletmeye bağlı işyerlerini de kapsayacak şekilde alınmakta, alt işveren işyerleri için ayrı bir işletme belgesi alınmamaktadır. Diğer kurum ve makamlardan açma ruhsatı da aynı şekilde esas işyeri için alınmakta, alt birimler için ayrı çalışma izni alınmamaktadır.

Tüm bu tanım ve uygulamalar ışığında; işyerinde çalışan işçi sayısına bağlı işveren yükümlülüklerin belirlenmesinde; aynı fiziki mekanda kurulu işletmeyi oluşturan işyerlerinde çalıştırılan işçiler ile alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerinde dikkate alınması gerektiği açıkça görülmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 1985/6069 E. , 1985/6260 K. sayılı ve 07.06.1985 tarihli ilamında  "Bir işyerinin Bölge Çalışma Müdürlüğü'nde ayrı işyeri olarak kaydettirilmesi ayrı bir işyeri olarak nitelendirmeye yeterli değildir. Bu kayıt işyerinin bağımsızlığını göstermez. Ancak, ilgili özel kanunun uygulama, denetleme ve takibi için yararlı olabilir" hükmüne yer vererek bir işyerinin ayrı bir tescil kaydının olmasının işyerine iktisadi yönden bağımsız bir işyeri niteliği kazandırmayacağını belirtmiştir.

6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 4. maddesinin 2. fıkrasında, "Bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işlerde, asıl işin dahil olduğu işkolunda sayılır." denmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere, alt işveren işyerleri ile işletmeyi oluşturan işyerlerinde dışa dönük mal ve hizmet üretimi yapılmamakta, esas işe yardımcı veya tamamlayıcı işlerin yapılması nedeniyle, bu işyerleri iktisaden bağımsız işyeri niteliği taşımamakta, bu işyerleri bütünün parçalarını oluşturmaktadır.

Bu nedenle, İş Kanunu'ndan doğan İş Sağlığı ve Güvenliği yükümlülerinin belirlenmesinde, alt işveren ve işletmeye bağlı işyerlerindeki tüm işçi sayılarının toplam işçi sayısına dahil edilerek işveren yükümlüğü belirlenmelidir.

 

İŞÇİ SAYISINA BAĞLI İŞVEREN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

  1. Sosyal Güvenlik Mevzuatı Açısından İşveren Yükümlülükleri

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 102. maddesi gereğince;

  • 10’dan az çalışanı bulunan özel sektör işyerlerinde, ayda 30 günden az gösterilen sigortalıların eksik gün nedenlerine ilişkin belgelerin eksik gün bildirimine ilişkin bilgi formu ekinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilmesi gerekir.
  • 10 ve üzerinde sigortalının çalıştırıldığı aylara ilişkin özel sektör işyerlerinde ise eksik gün bildirim nedenlerinin aylık prim ve hizmet belgesinde belirtilmesi yeterlidir.

 

  1. İş Mevzuatı Açısından İşveren Yükümlülükleri

İşçi, bir işyerinde çalışmaya başladığı andan itibaren 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası kapsamına girmektedir.

Bu yasa kapsamında işveren;

  • Her türlü sağlık ve güvenlik tedbirini almak
  • Çalışanları bilgilendirmek, eğitmek
  • İşyerinde risk değerlendirmesi yapmak ya da yaptırmak
  • İş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve diğer sağlık personeli bulundurmak zorundadır.

Bununla birlikte işveren, çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelini görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması halinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilir. Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olması halinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine getirilmesini kendisi üstlenebilir. Tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerinde, diğer sağlık personeli görevlendirilmesi zorunlu değildir.

50 den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü 01.07.2020 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Ancak, iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirmesi dışında İş Kanunu ile işverene yüklenmiş olan pek çok yükümlülük olduğu, örnek vermek gerekirse; işverenin risk değerlendirmesi, acil durum planları, yangınla mücadele, sağlık gözetimi, iş kazalarının bildirimi, çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi, çalışanların bilgilendirilmesi, çalışan temsilcisinin veya temsilcilerinin görevlendirilmesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu kurulması gibi yükümlülüklerini yertine getirmek zorunda olduğunu, aksi halde 6331 Sayılı Kanuna göre idair para cezası yaptırımları ile sorumlu olacağını unutmamak gerekir. 

 

  • 2 VE ÜZERİ İŞÇİ

30.06.2012 tarih, 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile getirilen bir düzenleme ile artık çalışan temsilcisi seçilmek zorundadır.

6331 Sayılı Kanun m.20 -Çalışan temsilcisi

İşveren; işyerinin değişik bölümlerindeki riskler ve çalışan sayılarını göz önünde bulundurarak dengeli dağılıma özen göstermek kaydıyla, çalışanlar arasında yapılacak seçim veya seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla, aşağıda belirtilen sayılarda çalışan temsilcisini görevlendirir:

  1. 2 ile 50 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde 1,
  2. 51 ile 100 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde 2,
  3. 101 ile 500 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde 3,

ç. 501 ile 1000 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde 4,

  1. 1001 ile 2000 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde 5,
  2. 2001 ve üzeri çalışanı bulunan işyerlerinde 6.

 

  • 5 VE ÜZERİ İŞÇİ

4857 Sayılı İş Kanunu ve Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik gereğince;  işyerleri ve işletmelerinde İş Kanunu hükümlerinin uygulandığı işverenler ile üçüncü kişiler, Türkiye genelinde çalıştırdıkları işçi sayısının en az 5 olması halinde,  çalıştırdıkları işçiye o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemekle yükümlüdürler.

  • 10 VE ÜZERİNDE İŞÇİ

3308 sayılı Mesleki Eği­tim Kanunun 18 inci maddesi gereğince; 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının %5’inden az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde kesirler tama iblağ olunur. Vardiya usulü veya mevsimlik olarak faaliyet gösteren işletmelerde eğitim görecek öğrenci sayısının tespitinde gündüz vardiyasında veya faaliyet gösterdiği mevsimde çalışan personel sayısı esas alınır. İşletmelerdeki personel sayısının tespitinde her yılın ocak ayı, yaz mevsiminde faaliyet gösteren işletmelerde temmuz ayı esas alınır. Bu Kanun kapsamına giren illerde on ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüklerince her yıl şubat ayı içerisinde il mesleki eğitim kuruluna bildirilir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 6. maddesi gereğince, 10 veya daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekim dışında diğer sağlık personeli görevlendirilmesi zorunludur. Tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerinde, diğer sağlık personeli görevlendirilmesi zorunlu değildir.

  • 11 VE ÜZERİNDE İŞÇİ

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu gereğince 11 ve daha fazla işçi çalıştıranlar Muhtasar Beyannamelerini her ay vermek suretiyle ödeme yapmak zorundalar. Zirai alım satım yapanlar hariç, 10 ve daha az işçi çalıştıranlar diledikleri takdirde üç ayda bir beyanname vererek ödeme yapabilmektedir.

  • 20 VE ÜZERİNDE İŞÇİ

20 ve daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde, toplu işçi çıkarma hükümlerine uyulması gerekmektedir.

 

4857 Sayılı İş Kanunu 29.maddesi gereğince, İşyerinde çalışan işçi sayısı:

  1. a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin,
  2. b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az %10 oranında işçinin,
  3. c) 301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin işine İş Kanunu 17 madde gereğince ( bildirimli fesih) ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır. Bu durumun en az 30 gün önceden bir yazı ile işyeri sendika temsilcisine, İş Kurumu’na, ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğüne bildirilmesi gerekir.

Önemle hatırlatmamız gerekir ki; toplu işçi çıkarmanın tespitindesadece 4857 sayılı kanunun 17. Maddesine göre işverence çıkarılan işçilerin sayısı dikkkate alınmaktadır.

Buna göre;

a- 4857 Sayılı İş Kanunu 10. maddesinde yer alan nitelikleri yönünden en çok 30 işgünü süren süreksiz işlerde istihdam edilen işçiler,

b- 4857 Sayılı İş Kanunu 15. maddesine göre deneme süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilerin deneme süresi içerisinde iş sözleşmelerinin feshedilmesi suretiyle işten çıkarılanlar,

c- 4857 Sayılı İş Kanunu 25. maddesi gereğince işverenin derhal fesih hakkını kullanarak işten çıkarttığı işçiler,

d- Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçiler (işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak yapıldıysa),

e- İş sözleşmesi tarafların anlaşmasıyla (İkale sözleşmesi yoluyla)  feshedilen işçiler,

f- İş sözleşmesi işçi tarafından feshedilen işçiler, (evlenme, askerlik, emeklilik vs tüm işçi fesihleri) toplu işçi çıkarmadaki sayıya dahil edilmeyeceklerdir.

 

Ayrıca, Kanunun 29. uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak işçi çıkaran işveren veya işveren vekiline işten çıkardığı her işçi için idari para cezası verilir.

  • 30 VE DAHA FAZLA İŞÇİ

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18, 19, 20 ve 21. maddeleri gereğince 30 ve üstünde işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışan işçiler en az 6 aylık kıdemi olmak şartıyla iş güvencesi kapsamına girmektedir.

İş Güvencesi hükümleri gereği, bu güvenceden yararlanan işçilerin sözleşmeleri işveren tarafından kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vb. tüm yasal hakları ödenerek feshedilse dahi, işverenin söz konusu işçileri çıkarmak için İş Kanunu m. 18 gereğince geçerli sebepleri bulunmaması halinde, iş güvencesi kapsamındaki bu işçiler İş Kanunu m. 21 gereğince fesih tarihinden itibaren 1 ay içinde işe iade davası (feshin geçersizliği) açabilme hakkına sahiptir.

Bu nedenle,30 ve daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde iş akitleri feshedilirken geçerli bir sebep bulunmalı ve fesih mutlaka sebep belirtilerek yazılı olarak yapılmalıdır. Aksi halde işveren 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ve ayrıca 4-8 aylık tazminat ödemek zorunda kalmaktadır.

Otuz işçi sayısının belirlenmesinde belirli-belirsiz süreli, tam- kısmi süreli, daimi-mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışanlar arasında bir ayırım yapılmamaktadır. Fesih bildirimin yapıldığı tarihte 30 işçi sayısının tespitinde göz önünde bulundurulacak işçinin iş sözleşmesinin devam etmekte olması yeterli olup, ayrıca fiilen çalışıyor olması gerekmemektedir.Konumu itibarıyla güvence kapsamı içerisinde olmayan işveren vekillerinin ve yardımcılarının da işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.İş Kanunu kapsamı dışında kalan ve işçi sıfatını taşımayan çırak, stajyer ve meslek öğrenimi gören öğrencilerle süreksiz işlerde çalışanlar, keza işyerinde ödünç (geçici) iş ilişkisi ile çalıştırılanlar ile alt işveren işçileri o işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde hesaba katılmazlar.

  • 50 VE ÜZERİ İŞÇİ

1- Engelli ve Eski Hükümlü Çalıştırma Yükümlülüğü

İşverenler, 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde %3 engelli, kamu işyerlerinde ise %4 engelli ve %2 eski hükümlü işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.

Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitindebelirli ve belirsiz süreli iş sözleşmelerine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür.

İşçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanuna göre kurulan özel güvenlik şirketleri ile kurumların kendi ihtiyacı için kurduğu güvenlik birimlerinde güvenlik elemanı olarak çalışan işçiler, engelli işçi sayısının tespitinde dikkate alınmaz. Çalıştırılan engelli işçiler, toplam işçi sayısının hesabında dikkate alınmaz.

4857 Sayılı İş Kanunu 30. maddesine aykırı olarak engelli ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline çalıştırmadığı her engelli ve her eski hükümlü için her ay idari para cezası verilir.

2- İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu Oluşturma

6331 sayılı Kanunun m. 22 gereğince;  50 ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve 6 aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturur. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kurul kararlarını uygular.

 Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;

  1. Asıl işveren alt işverenin çalışan sayıları ayrı ayrı 50 ve daha fazla ise asıl işveren ve alt işveren ayrı ayrı kurul kurar. İş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin yürütülmesi ve kurullarca alınan kararların uygulanması konusunda işbirliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanır.
  2. Bir işyerinde sadece asıl işverenin çalışan sayısı 50 ve daha fazla ise bu durumda kurul asıl işverence kurulur. Kurul oluşturma yükümlülüğü bulunmayan alt işveren, kurul tarafından alınan kararların uygulanması ile ilgili olarak koordinasyonu sağlamak üzere vekaleten yetkili bir temsilci atar.
  3. Alt işverenin çalışan sayısı 50 ve daha fazla, asıl işverenin çalışan sayısı 50’nin altında ise işyerinde kurul alt işverence oluşturulur. Asıl işveren alt işverenin oluşturduğu kurula işbirliği ve koordinasyonu sağlamak üzere vekaleten yetkili bir temsilci atar.

ç. Asıl işveren ve alt işverenin çalışan sayıları ayrı ayrı 50’nin altında ve toplam çalışan sayısı 50’den fazla bulunduğu durumlarda ise koordinasyon asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturulur. Kurulun oluşumunda üyeler her iki işverenin ortak kararı ile atanır.

 

         Asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmayan ve aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun oluşturulması halinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirir.

  • 100 VE DAHA FAZLA İŞÇİ

1- Yıllık İzin Kurulu

İşçi sayısı 100 ve daha fazla olan işyerlerinde 4857 Sayılı İş Kanunu m. 60 ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği m. 15 gereğince Yıllık İzin Kurulu oluşturulmalıdır.

Bu kurulda işvereni temsilen 1, işçileri temsilen 2 kişi bulunur ve işveren temsilcisi kurula başkanlık eder. Kurulun çalışma esasları, görevleri yönetmelikte gösterilmiştir. Ancak önemle belirtmemiz gerekir ki;  İzin kurulu oluşturmamanın belirlenmiş bir cezası bulunmamaktadır.

2- Emzirme Odası

Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’in 13. maddesi gereğince, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun,100-150 arası kadın işçi çalıştıran işverenler, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250metre mesafede emzirme odası kurmak zorundadır.

İşçi sayısının belirlenmesinde, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerindeki kadın çalışanların toplam sayısı dikkate alınır.

 

  • 150 VE DAHA FAZLA İŞÇİ

1-Çocuk Bakım Yurdu

Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’in 13. maddesi gereğince; yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150’den fazla kadın işçi çalıştıran işverenler, 0-6 yaş çocukların bırakılması ve bakımı, emziren çalışanların çocuklarını emzirmesi için çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir  yurdun açılması zorunludur. Yurt işyerine 250 metre mesafeden uzaksa işveren taşıt sağlamakla yükümlüdür.

İşverenler, ortaklaşa oda ve yurt kurabilecekleri gibi, oda ve yurt açma yükümlülüğünü,  Yönetmelikte öngörülen nitelikleri taşıyan yurtlarla yapacakları anlaşmalarla da yerine getirebilirler.

Oda ve yurt açma yükümlülüğünün belirlenmesinde, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerindeki kadın çalışanların toplamı dikkate alınır. Emzirme odası ve/veya yurt kurulması için gereken kadın çalışan sayısının hesabına erkek çalışanlar arasından çocuğunun annesi ölmüş veya velayeti babaya verilmiş olanlar da dahil edilir.

 2- Kantin Açılması

4857 Sayılı İş Kanunu m. 115 gereğince; 150 ve daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde, işçiler tüketim kooperatifi(kantin) kurmak istemeleri halinde, işveren yer tahsisi yapabilmektedir.