You are using an outdated browser. For a faster, safer browsing experience, upgrade for free today.

Asıl İşverenin Taşeronla Çalışmasının Hukuki Risk ve Sorumlulukları

  • 4 Temmuz 2022
Asıl İşverenin Taşeronla Çalışmasının Hukuki Risk ve Sorumlulukları

Asıl İşverenin Taşeronla Çalışmasının Hukuki Risk ve Sorumlulukları

 

İşbu hukuki bilgilendirme yazımızda asıl işverenin alt işveren, bir başka ifadeyle taşeonla çalışmasının hukuki risk ve sorumlulukları incelenmekte olup görüşlerinize sunulmuştur.

4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işveren-alt işveren ilişkilerinin belirlenmesi, işçilerin hak ve menfaatlerinin koruması yönünden ele alınmış ve özellikle işçilerin haklarını elde edememe tehlikesi karşısında asıl işvereni de sorumlu tutmak sureti ile işçileri koruma amacı benimsenmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu m.2/6 ile de belirtildiği üzere; asıl işveren ile alt işverenin “birlikte sorumluluğu” doktrinde genel kabul gördüğü üzere müteselsil sorumluluktur. Kanunun bu hükmünden çıkan sonuca göre; alt işverenin işçilik haklarından asıl sorumluluk işçi ile hizmet sözleşmesini yapmış olan alt işverene yükletilmiş ve bunun yanında asıl işverenin de birlikte sorumluluğu kabul edilmiştir. Ayrıca ve önemle belirtmek isteriz ki, asıl işveren ile alt işverenin müteselsil sorumluluğu, cezai sorumluluğu kapsamamakta sadece “hukuki sorumluluğu” barındırmaktadır.  Bu bakımdan, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olduğu durumlarda, asıl işverenin cezai veya idari müeyyidelerle karşı karşıya kalması söz konusu değildir.

Ancak ve önemle belirtmemiz gerekir ki, asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğunun sadece hukuki sorumluluğu barındırması, bir başka deyişle cezai sorumluluğu kapsamaması, asıl-alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmaması durumunda söz konusudur. Zira, “Taşeronluk Sözleşmesi” muvazaaya dayanmayan, işyerinde işin bir bölümünü alan alt işveren işçilerinin geçireceği bir iş kazasından esasen asıl işveren değil, alt işveren sorumlu olur. Fakat, asıl-alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olması durumunda, Yargıtay kararları gereğince söz konusu alt işveren işçisinin, “asıl işveren işçisi” sayılması gerekeceğinden, söz konusu işçinin geçireceği iş kazasından asıl işverenin cezai sorumluluğunun doğacağı açıktır.

İşverenin iş kazalarındaki cezai sorumluluğu, işverenin hizmet akdinin veya kanunların kendisine yüklediği sorumluluğunu kasten veya ihmalen yerine getirmemesine dayanmaktadır. Bu bakımdan işveren, yasa ve tüzük hükümleri gereğince alması gereken iş güvenliği önlemlerine uymayarak iş kazalarına neden olması durumunda, işçiyi gözetme borcuna aykırı hareket ettiği gerekçesiyle sorumlu tutulup, bu halde “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yol açma suçuna” sebebiyet vermiş olacaklardır. Ayrıca, birden fazla kimsenin ölümüne ve/veya yaralanmasına yol açma durumunda işverene uygulanacak cezanın TCK m.85-89 hükümleri gereğince artırılması mümkün olacaktır. Bununla birlikte, şikayete bağlı ve taksirli suçlarla ilgili bu maddelere göre, işveren hakkında uygulanacak hapis cezası, mağdur işçinin kusuru oranında indirime tabi tutulabilecektir.

 

 

 

Asıl- Alt İşveren Arasındaki Müteselsil Sorumluluk

Müteselsil sorumlulukta bir borçtan sorumlu olan birden fazla kişi, borcun tamamından ve aynı derecede sorumlu olması nedeniyle alacaklı; borçlulardan dilediğine alacağının tamamı için başvurabilmektedir. Bu bakımdan, alt işverenin işçisi ücret alacağından ya da iş kazası vb. sebeplerden dolayı kendi işvereni olan alt işverene ve asıl işverene birlikteya da ikisinden birine alacağının tamamı için başvurabilir.

Dolayısıyla, asıl işveren kendisinden alacağını talep eden işçinin “kendi işçisi olmadığını”, alt işveren işçisi olduğunu, bu nedenle asıl işverenin sorumlu olmayacağını veya öncelikle alt işverenin sorumlu tutulması gerektiğini ileri süremeyecektir. Bununla birlikte asıl işveren, alt işverene olan bütün borçlarını ödediğini, yaptığı ödemelerden alt işverenin işçisine ücret ve diğer haklarının ödemesi gerektiğini ileri sürerek de sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak asıl işveren, alt işverene fazladan yaptığı ödemeleri “rücu davası” açarak her zaman geri isteyebilmektedir. Yargıtay içtihatları gereğince bu durumda, alt işveren işçilerine haklarını ödeyen asıl işverenin açacağı rücu davası, alt işverenle arasındaki “Taşeron Sözleşmesi” hükümlerine göre çözümlenmektedir.

Bu bakımdan asıl-alt işverenin müteselsil sorumluluğu nedeniyle alt işveren işçisi, bu haklarını kendi alt işvereninden isteyebileceği gibi, doğrudan asıl işverene karşı açacağı bir “alacak davasıyla” isteyebileceği söylenebilmektedir. Asıl işverenin bu sorumluluğu, işçinin ölümü halinde mirasçıların açacağı davalarda da uygulanabilmekle birlikte, asıl işverenin söz konusu sorumluluğu, işin alt işverene verildiği tarihten itibaren başlamaktadır. Bu nedenle asıl işverenin verdiği iş karşılığı alt işverene ödeme yapmadan önce, işçilerin ücret, sigorta primi gibi diğer haklarını da kontrol etmesinde yarar vardır. Aksi halde asıl işveren, alt işverenin ödemediği tüm işçilik haklarından tek başına sorumlu tutulabilmektedir.       

 

Asıl- Alt İşveren İlişkisinde İşçilik Alacakları Bakımından Sorumluluk 

  1. Alt işveren işçisi, alt işveren tarafından alt işverenin aldığı işten dolayı bu süre zarfında sadece asıl işverenin işyerinde çalışmış ve alt-asıl işveren arasındaki ilişki sona erdiğinde veya asıl işveren-alt işveren ilişkisi devam ederken işçinin iş ilişkisi sonlanmış ise, işçinin feshe bağlı alacakları dahil tüm işçilik alacaklarından asıl işveren, alt işverenle birlikte sorumlu olacaktır.

Örneğin; Asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişki, 12.06.2019 tarihli “Taşeronluk Sözleşmesi” ile kurulmuş, alt işveren işçisi de asıl işveren işyeri nezdinde çalışmak amacıyla alt işveren ile 12.06.2019 tarihinde hizmet sözleşmesi akdetmiş olsun. Bununla birlikte, asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin 20.07.2020 tarihi itibariyle bittiğini veya 20.07.2020 tarihi itibariyle asıl-alt işveren ilişkisi devam ederken alt işveren işçisinin iş ilişkinin sonlanmış olduğunu düşünelim. Bu durumda alt işveren işçisinin alt işveren tarafından aldığı işten dolayı çalışmış olduğu süre zarfında sadece asıl işveren işyerinde çalışmış olacacağından, asıl işveren, alt işveren işçisinin feshe bağlı alacakları dahil tüm işçilik alacaklarından(kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti alacağı) alt ilveren ile birlikte sorumlu olacaktır.

 

  1. Ancak işçi, asıl işveren ilişkisi başlamadan önce de alt işveren işçisi olarak, alt işverenin kendi işinde veya alt işverenin üstlendiği farklı bir asıl işverende çalışmış ve işçinin iş sözleşmesinden sonra kurulan asıl-alt işveren ilişkisi sırasında veya bitiminde sonlanmış ise, alt işveren tüm süre üzerinden işçilik alacaklardan sorumlu iken, asıl işveren sadece kendi dönemindeki süre ve ücret üzerinden alt işverenle birlikte sorumlu olacaktır.

Örneğin; Alt işveren işçisi, alt işveren ile 12.06.2017 tarihli “Hizmet Sözleşmesi” gereğince alt işverenin kendi işinde, alt işveren bünyesinde çalışmış olup, asıl işveren ile alt işveren arasında 20.07.2019 tarihli “Taşeronluk Sözleşmesi” akdedilmesiyle taşeronluk ilişkisi kurulmuş ve söz konusu alt işveren işçisinin, bu taşeronluk ilişkisinin kurulması ardından alt işveren işçisi olarak asıl işveren işyeri nezdinde çalışmaya devam etmiş olduğunu düşünelim. Bununla birlikte, asıl- alt işveren ilişkisinin 30.11.2023 tarihinde sonlandığını veya söz konusu alt işveren işçisinin iş ilişkisinin 30.11.2023 tarihinde sona erdiğini düşünelim. Bu durumda, alt işveren, işçisinin tüm süre üzerindeki işçilik alacaklarından (12.06.2017- 30.11.2023) sorumlu iken, asıl işveren ise sadece kendi dönemindeki süre (20.07.2019- 30.11.2023) ve işçilik alacakları üzerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olur.

 

  1. Bununla birlikte, asıl işveren ilişkisi sona ermesine rağmen, işçi alt işverenin kendi veya alt işverenin yüklendiği farklı bir asıl işverene ait işte çalışıyor ise, fesih olgusuna bağlı haklar hariç, asıl işverenin kendi dönemindeki ücret ve süre üzerinden ücret ve diğer işçilik alacaklarından alt işverenle birlikte sorumluluğu devam edecektir.

İşçinin iş sözleşmesinin daha sonra sonlandırılması halinde ise, asıl-alt işveren ilişkisinin sona erdiği tarihteki süre ve ücret üzerinden, sadece kıdem tazminatı ve gerçekleşen işçilik alacaklarından alt işverenle birlikte sorumlu olacaktır. Bu bakımdan fesih olgusu, asıl-alt işveren ilişkisi sona erdikten sonra gerçekleştiği için asıl işveren,ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağından sorumlu tutulamayacaktır.

Örneğin; Alt işveren işçisinin, asıl işveren işyerlerinde 6 yıl 8 ay çalışmasının ardından iş sözleşmesinin A alt işvereni tarafından haksız sebeple feshedildiğini düşünelim. A Alt işveren ile B asıl işveren arasındaki ilişkinin sona ermiş olması nedeniyle işçisinin,  B asıl işveren işyerinde 6 yıl çalışmış olduğunu ve alt işveren ile C asıl işveren arasında kurulan başkaca bir taşeron ilişkisi sebebiyle C asıl işveren işyerinde ise 8 ay çalışmış olduğunu düşünelim.Bu durumda, alt işveren işçisinin,A alt işvereni tarafından haksız olarak işten çıkarılmasında, işçinin işten çıkarılma tarihinde çalıştığı C asıl işverenini “müteselsil sorumlu” olarak tutmak hukuken mümkün olmayacaktır. Zira C asıl işvereni, A alt işvereni işçilerinin kendi işyerinde çalıştıkları döneme ilişkin olarak İş Kanunu ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden işçilik alacaklarından (örn: ücret alacağı) sorumlu olacak, ancak fesih olgusuna bağlı ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarından sorumlu olmayacaktır. Bununla birlikte, alt işveren işçisinin C asıl işvereni yanında kıdem tazminatı için gereken asgari süre olan 1 yıldan az çalışmış olması nedeniyle, C asıl işvereni kıdem tazminatı alacağı için müteselsil sorumlu tutamayacaktır.

Bununla birlikte, asıl işverenle alt işveren aralarında bir sözleşme yaparak işçiler için getirilen korumayı yani müteselsil sorumluluk kuralını ortadan kaldıramazlar, asıl işverenin sorumlu tutulamayacağını kararlaştıramazlar.

Müteselsil Sorumluluğun Kapsamı bakımından Alt İşveren Sorumluluğu

İşyerinde alt işverenlere karşı bağımlı olarak çalışan işçilerin, iş sözleşmesi ya da mevzuattan kaynaklanan her türlü haklarının yerine getirilmesinden esasen doğrudan alt işverenlerin sorumluluğu söz konusu olmaktadır. Ücret, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin hakkı gibi işçilk haklarının tam olarak yerine getirilmediği durumlarda, alt işverenler işçileri tarafında dava edilebilir.

Alt işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesinde, kendi bünyesinde ve emri altında çalışan işçiler dikkate alınır. Dolayısıyla asıl işverenin yanında çalışan işçilerin hak ve alacaklarının temini noktasında alt işverenin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Ancak İş Kanunu’nda öngörülen şartların olması ve asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanmaması durumunda alt işveren ile birlikte asıl işverenin müteselsil sorumluluğundan bahsedilebilmektedir.

Gerçekten, asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmamasına göre alt işverenin işçilik haklarından asıl işverenin veya alt işverenin sorumlu tutulması gerektiği hususu değişkenlik gösterebilmektedir.

  • Yargıtay’ın yerleşmiş kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkininmuvazaalı olması durumunda, asıl-alt işveren ilişkisi hiç doğmamış kabul edilecek olup, söz konusu işçiler başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılacaktır. 

 

Bununla birlikte, söz konusu muvazaalı ilişkinin diğer tarafı olan asıl işverene karşı açılan işe iade davasında, işçinin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılması nedeniyle feshinin de asıl işverence yapılmış olduğu kabul edileceği ile birlikte, işçinin doğrudan “asıl işveren işyerine” iadesine karar verilmesi ve işe başlatılmaması halinde doğacak işçilik haklarından veya sendikal alacaklardan asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

  • Buna karşılık, asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmaması nedeniyle işçinin, alt işveren işçisi olarak kabul edilmesi durumunda, asıl işveren hakkında açılan işe iade davasının husumet yokluğu nedeniyle reddedileceği, asıl işveren hakkında işe iadeye yönelik hüküm kurulamayacağın ve işçinin alt işveren yanında çalışmak üzere işe iadesine karar verilebileceği; bununla birlikte işe başlatılmayan işçinin alacaklarından alt işverenin sorumlu tutulacağı kabul edilmektedir.

 

 

 

Müteselsil Sorumluluğun Kapsamı bakımından Asıl İşverenin Sorumluluğu

Asıl işverenler, kendi işyerlerindeki belirli işlerin yapımını alt işverenlere devrettiklerinden dolayı, hem kendi işçilerinin hem de belirli şartlar altında alt işveren işçilerinin hak ve alacaklarından sorumludurlar. Asıl işverenin sorumluluğunun şartları; alt işveren işçisinin asıl işverenden alınan işte çalıştırılmış olması ve alt işverenin ödemekle yükümlü olduğu işçilik haklarının doğmuş fakat ödenmemiş olmasıdır. 

Asıl işverenin sorumluluğunun kapsamı bakımından; asıl işveren-alt işveren ilişkisinde birlikte sorumluluktan söz edilebilmesi için, işçilik alacağının bu ilişkinin hüküm sürdüğü dönem içinde doğmuş olması gerekmektedir. Zira bu ilişkinin kurulmasından önce işçinin alt işverenin bir başka işyerinde yapmış olduğu çalışmalardan asıl işverenin sorumluluğu düzenlenmemektedir. Bu bakımdan, kıdem tazminatı yönünden alt işverenin sorumluluğunun daha fazla olduğu, asıl işverenin sadece alt işverene verilen iş kapsamında işçinin çalıştığı süre ile sınırlı olarak kıdem tazminatı alacağından sorumlu olacağı söylenebilmektedir.

Bununla birlikte, asıl işverenin sorumluluğunu gerektiren ihbar öneli veya tazminatı hesabında işçinin alt işverenin başka işyerinde geçirdiği süreler gözetilmeyecektir. Ayrıca, izin hakkı bakımından da asıl işverenin sorumluluğunun belirlenmesi için işçinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi kapsamında çalışmaya başladığı tarih esas alınmalıdır. Örneğin; iş sözleşmesinin feshi halinde ortaya çıkan kullandırılmayan izin ücretinden sorumluluğun asıl işveren yönünden doğması için, asıl işverenden alınan işte en az 1 yıl süreyle çalışılmış olması gerekir.